Cuma , 27 Kasım 2020

TÜRKİYE’NİN KARNESİ GELİR EŞİTSİZLİĞİNDE KÖTÜ

   Tekirdağ Valiliği’nce Dünya İnsan Hakları Haftası nedeniyle10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü’nde NKÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Davuthan Günaydın’ın konuşmacı olarak katıldığı konferans düzenledi. Konfernsa; Vali Yardımcısı Ahmet Büyükçelik, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Tamer Dodurka, STK temsilcileri davetliler ve basın katıldı.

   Dünya İnsan Hakları Haftası’nın 67. yıldönümü, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10 Aralık 1948’de Paris’te yapılan oturumunda kabul edilen 30 maddelik bir bildiri olduğu belirtilerek İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni oluşturan şartlar hakkında bilgi verilerek toplantı başlatıldı. Bilgilendirme sonrası kürsüye NKÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Davuthan Günaydın davet edildi.

     Günaydın’ın İnsan Hakları ve Çalışma Hakkı ile ilgili anlattıklarından satırlar: “Bugün İnsan Hakları’nı konuşacağız. İnsan hakları ihlallerinin çok derin boyutlarda olduğu, hepimizin hissettiği ihlallerden bahsedeceğiz. İnsan Hakları çerçevesinde yaşam hakları kadar önemli Çalışma Hakları’ndan bahsedeceğim. İnsana yakışır iş kavramını sunacağım. İnsan Hakları Beyannamesi’nin sunumu, kısa bilgi, insana yakışır işten bahsedeceğim.

   Hala İnsan Hakları konusu; nelerin yapılıp, yapılmadığından sürekli bahsedilen bir kavram. İnsan Hakları ile ilk tartışma düzenlemelerinin Antik Yunan’a dayandığını biliyoruz. 1776 Amerika Bağımsızlık Bildirgesi’nde İnsan Hakları konusunda önemli maddeler içerdiğini görüyoruz. 1948 yılında ortaya çıkması bir tesadüf veya süreç değil. İnsan Hakları dönemin iktisadi ve sosyal koşulların birlikte harmanlanması ile 2. Dünya Savaşı patlak verdi. İnsanlığa ve İnsan Hakları’na yapılan saldırıların Dünya düzeyinde önlenmesi İnsan Hakları’na dayanmaktaydı.

   İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni Anayasasına aktaran ilk ülkenin Federal Almanya olması geleceğe ışık tutacaktır. 1948 İnsan Hakları Beyannamesi için Suudi Arabistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti ret yönünde oy kullanmışlardır. Türkiye 1949 yılında beyannameyi imzalayarak kabul etmiştir. İnsan Hakları deyince; salt insan olduklarından dolayı sahip olması gereken haklar anlaşılır. En temel haklar; özgürlük ve eşitlik haklarıdır. Yaşam hakkı; insanın en temel hakkıdır. Bu hak tanınmadan diğerleri bir anlam ifade etmez. İnsan Hakları’nı; Temel Haklara İlişkin Düzenlemeler ve Sosyal Haklara İlişkin Düzenlemeler olarak 2 başlık halinde 2 maddede incelenir.

   İnsan Hakları 23 ve 24. maddeleri Çalışma Haklarıyla ilgili düzenlemeleri içermektedir. Çalışma Hakkı en temel haklar arasında kabul edilmiştir. Çalışma; yükümlülük, sorumluluk değil en doğal haktır. Yaşam Hakkı özdeş bir haktır. Ayrımcılık sadece yaşam koşulları ile değil ücretlerde de kendini göstermektedir. Beyannamede; işsizliğe karşı herkesin korunması, güvence altına alınması gerektiği yazılmıştır.

   İnsana yakışı iş; Bunun bir hak olarak görülmesi gerektiği yönünde biz beyanatta bulunuyoruz. Çalışmak; bireyin en temel hak ve özgürlükleri arasında gösterilmektedir. İnsana yakışır iş; ayrımcılık gözetilmeden yapılması gerekir. Son yıllarda Dünya genelinde işçiler; ayrımcılığa, şiddete, insan onuruna yakışmayacak faaliyetlere maruz kalmaktadır. Kadınlar çalışma hayatında ayrımcılığa uğramaktadır.

   6-15 yaş arası 210 milyon çocuk çalışmaktadır. Çalışanların %90’ı sakatlık ve hastalığa karşı yetersiz güvence ile çalışmaktadır. Çalışmak isteyen herkese uygun bir iş sunulmalıdır. Çalışma; özgün iradeye dayanmalıdır. Çalışanların; sendika v.b. organizasyonlara üye olmaları, çalışanların özgür iradelerine bırakılmalıdır. Çalışanlar; kaza ve hastalıklara karşı korunmalıdır. İlo Genel Direktörünün 1999’da bahsetmesi ile literatürde yerini aldı. İş özgürce seçilmeli; kimse çalışmaya zorlanmamalı, ayrımcılığa yol açmamalıdır. Yaşamak; bireyi ve ailesini yoksulluktan kurtarmalı, yaşamına yetecek ücret getirmelidir. Sosyal Güvenlik; yalnızca bir iş yerinde çalışanları değil, evde çalışan kadınları da kapsamalıdır.

   Türkiye’de insana yakışır iş görünümü: Türkiye’de 2 kişiden biri çalışmamaktadır. Çocuk işçiliğinin en kötü örneklerine Türkiye’de rastlanmaktadır. Ülkemiz 1980’lerden itibaren istihdam yaratma konusunda başarı gösterememiştir. Türkiye’de işsizlik oranlarının yüksekliği dikkat çekmektedir. OECD ülkeleri arasında işsizlikte en yüksek ülkeler arasındadır. Bizde iş gücüne katılım %50, işsizlik oranı %10’dur. İşsizliğin diğer önemli boyutu; genç işsizliğidir. Gençler arasındaki işsizlik; genel işsizlik oranının 2 katıdır.

   Türkiye’de istihdamın kendiside bir sorun alanıdır. İstihdamın üçte biri kayıt dışıdır. Ülkemizde çalışan 3 kişiden biri sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı değil. Bu kavram insana yakışmayan en derin bir örnektir. İnsana yakışmayan en önemli durum; Çocuk İşçiliğidir. Ülkemizde hala çocuklar yatırım malı olarak görülüyor. 2012 yılı itibariyle istihdam edilen çocukların %32,7’si 8-14 yaş, %62,3’ü 16-17 yaş arasındadır. Avrupa’da böyle bir duruma rastlamak mümkün değildir. Türkiye; OECD ülkelerinde çocuk işçiliğinin görüldüğü 4 ülkeden biridir. İşsizliği tartışırken; temelinde ülkemizde gelir eşitsizliği durumu yatmaktadır. Bu konuda ülkemiz çok başarılı bir karneye sahip değildir. OECD ülkelerine baktığımızda en kötü 4 ülke arasındadır.

   Türkiye’de çalışan yoksulluğunu ölçmek için yapılan araştırmalarda; maaşlıların %6,8 olduğu anlaşılmıştır. Ülkemizde çalışmanın yoksulluktan kurtulmasını sağlamadığı görülmektedir. İşçilerimizin yarısı haftalık 50 saatten fazla çalışmaktadır. Diğer ülkelerle kıyaslanamayacak şekilde fark var.

   1961 Anayasası ile Sosyal Devlet Kimliğine büründük. Gerçekte Sosyal Devlet olabildik mi? Bu tartışılır. Türkiye; Polonya’nın yarısı kadar Sosyal Güvenlik Harcaması yapmaktadır. OECD ülkeleri arasında bu anlamda kötü ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye’de sendikalaşma oranı %4,5’tur.Toplu pazarlık kapsamında olan işçiler %6,0’dır. Türkiye’de 2013 yılı itibariyle 602.000 kişi iş kazasına maruz kalmıştır. Çalışanların %2,3’ü iş kazasına maruz kalmaktadır. %18’i 14 yaşından küçük, %41’i 14-18 yaş arasında olan çocuk işçilerdir. Hepinize; insana yakışır iş diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.”

   Günaydın’ın konferansından sonra şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye girenlere ödülleri verildi. Ödül alanların çoğunluğunun kız olduğunu gören Vali Yardımcısı Ahmet Büyükçelik “Görüyorsunuz erkeklerin hali meydanda; istihdamda önde olsa da kızlarımız erkekleri fersah fersah geçti. Nerdesiniz erkekler” dedi. Ödül alanlarla verenlerin birlikte resim çektirmesiyle tören sona erdi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

TRAKYAKA’DAN 15 MİLYON HİBE

Trakya Kalkınma Ajansı 2019 Yılı Proje Teklif Çağrısı yayınlandı. Üç başlık halinde ilan edilen programlar …

Bir cevap yazın