Pazartesi , 25 Ekim 2021

ŞEHİR HASTANESİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu; 95.000 yatak kapasiteli hastane inşaatı yapan bir başka ülke olmadığını belirterek “Yani bu yıl ihalesini yapacağımız hastane yatak kapasitesi, ilave 25.000, 70.000 artı ilave 25.000 dediğimizde 95 bin yatak kapasiteli, bir taraftan 40 bini kamu özel iş birliği ile, diğer taraftan da 55 bini kamu imkanlarıyla yapılan hastaneleri bu ülke ve bu millet kazanmış olacak. Coğrafi genişliği, büyüklüğü, ne olursa olsun, nüfus büyüklüğü ne olursa olsun bakın; isterseniz Çin, isterseniz Hindistan, isterseniz Amerika Birleşik Devletleri deyin, şu anda 95 bin yatak kapasiteli hastane inşaatları yapan bir başka ülke yok” dedi.

    İçinde Tekirdağ Şehir Hastanesi Protokolü’nün imza töreni de bulunan program çerçevesinde Tekirdağ’a gelen Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu; Tekirdağ Uluslararası Öğrenci Derneği’ni (TUDER) ziyaret etti. Ziyarette öğrencilerle sohbet eden Bakan Müezzinoğlu; öğrencilerin sorunlarını dinleyip sorularını cevapladı.

    TUDAR’den sonra Tekirdağ 480 Yataklı Şehir Hastanesi Yapım Protokolü İmza Töreni’nin yapılacağı Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantıya katıldı. Bakan Müezzinoğlu, burada ki konuşmasına; son dönemde, özellikle son 6 ayda gerek hukuksal gerekse bürokratik engeller dolayısıyla Şanlıurfa ve Tekirdağ şehir hastanelerinde yaşanan sıkıntıların aşıldığını söyleyerek başladı.

    Konuşmasını Türkiye’nin son 12 yılda sağlık alanında inanılması zor, sessiz dönüşümleri başardığını ifade eden Müezzinoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Daha iyisini, daha güzelini yapma adına geceli gündüzlü çalışıyoruz. Bugün için kamu olarak yani Sağlık Bakanlığı olarak bizim yaptığımız toplam 253 hastanenin toplam yatak kapasitesi 40 küsür bin, bu hastaneleri bu yıl ve gelecek yıl hizmete açacağız.”

    Bakan Müezzinoğlu; Türkiye genelinde toplamda 70.000 yatak kapasiteli hastanelerin en geç 2018 yılına kadar hizmete açılacağını belirterek şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir süreç yok. Yine 30.000 yatak kapasiteli şehir hastanelerini de ilave ettiğimizde bu sayı 70.000 yatak kapasiteye ulaşıyor. Şu anda yetmiş bin yatak kapasiteli, bir taraftan otuz bini şehir hastaneleri, diğer taraftan kırk bini de kamu hastaneleri olarak bizim yaptığımız yetmiş bin yatak kapasiteli hastane inşaatı; 2016-2017 en geç 2018’de bu ülkenin, bu milletin hizmetine girecek. Bu yıl için yeni ihalelerini yaptığımız ihale süreçlerini başlattığımız yaklaşık 15.000 yatak kapasiteli hastaneleri yine kamu olarak biz yapacağız. Ve yaklaşık on bin şehir hastanesinin yapımını da kamu özel iş birliği ile yapacağız. Yani bu yıl ihalesini yapacağımız hastane yatak kapasitesi, ilave yirmi beş bin. Yetmiş bin artı ilave yirmi beş bin dediğimizde doksan beş bin yatak kapasiteli; bir taraftan kırk bini kamu özel iş birliği ile, diğer taraftan da elli beş bini kamu imkanlarıyla yapılan hastaneleri, bu ülke ve bu millet kazanmış olacak. Coğrafi genişliği, büyüklüğü, ne olursa olsun, nüfus büyüklüğü ne olursa olsun, bakın; isterseniz Çin, isterseniz Hindistan, isterseniz Amerika Birleşik Devletleri deyin, şu anda doksan beş bin yatak kapasiteli hastane inşaatları yapan bir başka ülke yok.”

    Türkiye’nin sağlık alanında önemli bir vizyonu, önemli bir dinamiği yakaladığını söyleyen Bakan Müezzinoğlu; “En geç 3 yıl içinde bu vizyonunu tamamladığında Türkiye bölgenin güçlü sağlık merkezi olacak. Türkiye yalnız kendi insanına, yetmiş sekiz milyon ülke insanına sağlık hizmetini dünya standartlarıyla yarışır bir noktada sunan bir ülke değil, bölgesinde; yaklaşık 3 saatlik uçuş mesafesinde 1-1,5 milyar nüfusa sağlık hizmeti sunabilecek güçlü bir merkez haline gelecektir” dedi.

    Konuşmasını Türkiye’nin güçlenmesinin bazılarını rahatsız ettiğini belirterek, sürdüren Bakan Müezzinoğlu devamında şunları söyledi: “Bugün doksan beş bin yatak kapasiteli hastane inşaatları yapıyoruz. Yapmakta da hiçbir tereddüdümüz, öz güven kaybımız yok. Bütün bunları gören birileri içeride ve dışarıda fitne odakları, bu milleti dünya milletleriyle güçlü yarışın içerisinde layık görmeyenler, hak eder pozisyonda görmeyenler, içte ve dışta tuzaklar kuruyorlar. Değişik tuzaklar, değişik senaryolar, fitneler, fesatlar, ayrıştırma, çatıştırma ve yıpratma kampanyalarıyla siyasi iktidarın dinamiklerini zayıflatarak ülke zayıf düşsün ve bu hayallerinden vazgeçsin. Niye? Bu hayalleri, bu hedefleri Almanya’yı rahatsız ediyor, bu hayalleri, hedefleri İngiltere’yi, Fransa’yı, İsrail’i, şunu, bunu rahatsız ediyor. Bu da normaldir, bundan rahatsız olmamak lazım. Onların rahatsız olması güçlü bir Türkiye’nin olmamasını isteyebilir, hesabı kitabı tutmayabilir, onları anlıyorum ama içeridekilerini anlamakta zorlanıyorum.”

    Bu ülkenin yapılacak çok işi, çıkılması gereken yer için çok basamağın bulunduğunu Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesi için birlik ve beraberlik içinde yürümesi gerektiğini belirten Bakan Müezzinoğlu; “Halk için siyaset yapıyorum, millet için siyaset yapıyorum, milli duruşum var, bu ülkenin ulusal bütünlüğü var, hayalleri var, hedefleri var diyerek siyaset yapması gerekenler bir bakıyorsun ki küçük hesapların ve ya arkasındaki güç odaklarının mahkûmu gibi Türkiye’nin istikrarını, güçlü yolculuğunu bozan yapıların içerisinde, fitne ve fesadın içerisinde oluyorlar. Hâlbuki bu ülkenin yapacak çok işi var, kat edecek önemli mesafeleri var. Az önce saydım, merdivende çok basamaklar çıktık ama çıkılması gereken yere baktığımızda daha önemli basamakları çıkmamız gerekiyor. Dolayısıyla burada başarıyı milletle beraber yürüyüşte bulabiliriz, başarıyı istikrarda bulabiliriz, başarıyı milleti merkeze alan anlayışta bulabiliriz. Yoksa milleti birbirine düşüren, ayrıştıran, çatıştıran ve böl parçala yut taktiğinin peşinde koşanlarla uğraşarak başarı dinamiklerimizi zayıflatırız. Bu da hem kendimize kötülüktür hem milletimize kötülüktür. O nedenle önümüzdeki süreçte Türkiye’nin sanayicisiyle, iş adamıyla, girişimcisiyle, çiftçisiyle, üreticisiyle, sivil toplum örgütüyle birlik ve beraberlik içerisinde gelecek hedeflere, o muasır medeniyetler seviyesinin üzerindeki hedeflere yürümesi lazım” dedi.

    Konuşmasının son bölümünde medikal malzemelere harcanan paranın azalması için medikal malzemelerde yerli üretimin artması gerektiğini vurgulayan Bakan Müezzinoğlu, şunları söyledi: “Her yıl Sağlık Bakanlığı olarak bizim medikal malzeme için harcadığımız para dört milyar lira. Bunu her yıl arttırarak harcamaya devam ediyoruz. Buna üniversitelerimizin rakamı dâhil değil, buna özel sektörün rakamı dâhil değil; bu rakam 6-7 milyar liraya denk geliyor. Her yıl harcadığımıza göre, her yıl da harcayacağımıza göre o zaman bizim sanayici, iş adamları ve girişimcilerimizle bu alanları paylaşmamız lazım. Geçtiğimiz cuma günü İstanbul Sanayi ve Ticaret Odamız ile birlikte bir toplantı yaptık. Sağlık Bakanlığı olarak bizim tükettiğimiz en çok 20 ürün ne? En çok kullandığımız tıbbi cihaz hangileri ve Türkiye olarak bu hangi tıbbi cihazlarda yerli üretime dönebiliriz, yerli üretim stratejilerini geliştirebiliriz bu anlamda, önümüzdeki hafta da Ankara Sanayi ve Ticaret odamızla bir arada olacağız. Her yıl ben bunu aldığıma göre, almaya da devam edeceğime göre bu alınacak ürünlerle farz edelim bir ultrason, ya ben her yıl 500 adet ultrason alıyorsam, bir ultrasonun ortalama ömrü de 5 yıl ise arkadaş gelin Türkiye’de ultrason üretimini yapın. Her yıl 500 adet ben ultrason alıyorsam, bir o kadar da üniversite ve özel sektör alacak. Gel o zaman sen yatırımın yap. 5 yıl her sene 500 adet alacağım. 6. yıl teknolojiyi geliştirir isen birinci yıl aldığım artık devre dışı kalacak ve yeniliğe döneceğim ve 6. yıl da 600-700 adet yeni modellerden almaya başlayacağım. Uzun süre alım garantili sanayi yerli üretim ürünlerini özellikle sağlık alanında çünkü hükümet alanında sağlığı artık stratejik yatırım alanı olarak görüyoruz. Stratejik yatırım alanlarında sağlık endüstrisini de sağlık sanayisini de sağlıkta ilaç sanayisini de farklı boyutlara taşıma gibi bir görevimiz, bir sorumluluğumuz var. Bugün bu işi ticaret ve sanayi odası başkanına havale edelim. Hangi ürünler ilk 20 sırada? İsterse ürün uluslar arası olsun, isterse fiema uluslar arası olsun; onlarla sözleşme yaparken şunu diyeceğim: “Ben bu ürünü senden 7 yıl alırım ama bir şartım var. Bu ürünü bir yıl sonra Türkiye’de yapacaksın.” Daha iyisini bulursak o zaman diyeceğim ki, “Kusura bakma daha iyisini yapan var.” Bu toplantının esas niyeti buydu; bu niyeti ıskalamayalım diye bu toplantıyı yaptım. Hepinize teşekkür ediyorum.”

    Bakan Müezzinoğlu konuşmasını Tekirdağ’da bakanlık olarak yapacakları yatırımlarla ilgili bilgi vererek bitirdi. Bakan Müezzinoğlu ; “Önümüzdeki birkaç ay içinde Çorlu Devlet Hastanesi’nin, Malkara Devlet Hastanesi’nin açılışlarında, bazı temel atmalar varsa onlarda birlikte olacağız. Şimdi protokolün imzasını atacağız” dedi.

    İmza töreninde AKFEN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın şunları söyledi: “Hastanede gerçekten geç kaldık ama 7 Haziran, 1 Kasım seçimleri derken bugünlere geldik. Ali ve Mesut arkadaşlarım burada; onlar projeleri yapacak. Genel Müdürlük projeleri onaylayacak ve inşallah üç ay içinde başlayacağız. Hayırlı olsun diyorum.”

        Protokolü; Sağlık Bakanlığı adına Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Tekirdağ Şehir Hastanesini yapacak olan AKFEN Holding bünyesindeki Akfen İnşaat Turizm ve Ticaret A.Ş. adına AKFEN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın imzaladı.  Tören sonunda Sağlık-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Hamza Öksüz, Bakan Müezzinoğlu’na tablo hediye etti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

DÜNYA ANGELMAN SENDROMU

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, nadir bir genetik hastalık olan Angelman sendromu farkındalığı oluşturmak adına ‘15 …

Bir cevap yazın